Dissosiyatif Bozukluklar (Kimlik ve Bellek Sorunları)

Dissosiyatif bozukluklar, kişinin kimlik, bilinç, bellek ve algı süreçlerinde ortaya çıkan kopmalarla karakterizedir. Genellikle çocukluk çağı travmaları, duygusal ihmal veya uzun süreli stresli ortamlar sonucunda gelişen bu durum, bireyin kendini ve çevresini bütünlüklü bir şekilde algılamasını güçleştirebilir. Bellek kayıpları, kimlikte parçalanma hissi, zaman atlamaları ve kişinin kendine yabancılaşması gibi belirtiler, dissosiyatif sürecin önemli göstergeleri arasında yer alır.

Prof. Dr. Vedat Şar, dissosiyatif bozuklukların sadece semptomlardan ibaret olmadığını; kişinin yaşam öyküsü, travmatik deneyimleri ve içsel dünyasındaki savunma süreçleri ile yakından ilişkili olduğunu vurgular. Bu nedenle değerlendirme ve terapi süreci, kişinin ruhsal bütünlüğünü yeniden kurmasına yardımcı olmayı ve travmanın derin etkilerini güvenli bir çerçevede ele almayı hedefler.

Dissosiyatif bozukluklarla çalışırken özellikle şu alanlara odaklanıyoruz:

  • Bellek kayıpları, zaman atlamaları ve parçalı hatırlamaların anlaşılması
  • Kimlik algısındaki değişimler, içsel parçalar arası çatışmalar ve yabancılaşma hissinin ele alınması
  • Travmatik anıların güvenli şekilde düzenlenmesi ve işlenmesi
  • Duygusal dalgalanmaların, yoğunlaşmaların ve kopmaların yönetilmesi
  • İçsel bütünlüğün ve benlik sürekliliğinin yeniden güçlendirilmesi
  • Kişinin günlük yaşam işlevselliğini artıracak başa çıkma becerilerinin desteklenmesi

Dissosiyatif bozuklukların tedavisi zaman, sabır ve güven temelli bir terapötik ilişki gerektirir. Her danışan için kişiye özgü bir terapi planı oluşturulur ve süreç, uzun yıllara dayanan klinik deneyim ile titizlikle yürütülür.

Eğer kimlik, bellek veya algı süreçlerinde zorlanmalar yaşıyorsanız ve bunların travmalarla ilişkili olabileceğini düşünüyorsanız, değerlendirme ve terapi süreci hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.